C1İleri
Collocations (Eşdizimler)
Yaklaşık 3 dakika okuma · 12 Ekim 2026 tarihinde güncellendi
Kısaca
C1 düzeyinde tek bir kelimeyi bilmek yetmez; o kelimenin hangi kelimelerle doğal durduğunu ve benzer kelimelerden hangi anlam farkıyla ayrıldığını da bilmen gerekir. Bu derste beş güçlü kelimeyi ve eşdizimlerini öğreniyorsun.
Neden eşdizim (collocation) önemli?
İngilizcede bazı kelimeler birbirleriyle "arkadaştır". Dil bilgisi açısından başka bir kelime de doğru olabilir, ama anadili İngilizce olan biri onu yadırgar. Örneğin compelling evidence (ikna edici kanıt) çok doğaldır; strong evidence de doğrudur ama biraz daha sıradandır; compulsory evidence (zorunlu kanıt) ise anlam olarak tamamen yanlıştır. C1 düzeyinde amaç, kelimeleri tek tek değil öbek halinde öğrenmektir.
Anlam incelikleri: Benzer kelimeler aynı değildir
Türkçede tek kelimeyle karşılanan birçok İngilizce kelime, aslında farklı tonlar taşır. Şu beş kelimeye bakalım:
1. mitigate Mitigate, bir şeyi tamamen ortadan kaldırmak değil, onun etkisini ya da ciddiyetini azaltmak demektir. Genellikle olumsuz şeylerle kullanılır: mitigate the risk / the effects / the damage. Resmî ve akademik bir kelimedir. Karşılaştır: eliminate the risk (riski tamamen yok etmek) ≠ mitigate the risk (riski hafifletmek).
2. undermine Undermine, bir şeyi altından oyarak, yavaş yavaş zayıflatmaktır. Aniden yıkmak değildir. Tipik eşdizimler: undermine confidence / authority / trust / efforts. Örnek: Constant criticism can undermine a child's confidence.
3. compelling Compelling, "sizi ister istemez ikna eden" ya da "gözünüzü alamadığınız" anlamına gelir. İki ana kullanımı vardır: (a) compelling evidence / argument / reason / case (güçlü, ikna edici); (b) a compelling story / performance (sürükleyici). Compelling en çok kanıt, argüman, neden ve hikâye gibi şeylerle kullanılır; kişiler için de a compelling speaker (etkileyici bir konuşmacı) gibi kalıplarda görülür.
4. meticulous Meticulous, sadece "dikkatli" (careful) demek değildir; en küçük ayrıntıya bile büyük özen gösteren anlamına gelir. Eşdizimler: meticulous planning / preparation / research, meticulous attention to detail, a meticulous worker.
5. tangible Tangible, "dokunulabilir, gerçek, somut" demektir ve soyut şeyleri somut kılan sonuçlar için kullanılır: tangible results / benefits / evidence / rewards. Karşıtı intangible'dır (somut olmayan): intangible benefits (örneğin mutluluk ya da itibar).
Yaygın hatalar
- "Mitigate" her zaman azaltmak demek değildir; sadece olumsuz bir şeyin etkisini hafifletirken kullanılır. mitigate happiness denmez.
- "Undermine" ile "destroy" aynı değildir; ilkinde süreç yavaştır ve çoğu zaman dolaylıdır.
- "Compelling" ile "compulsory" (zorunlu) ya da "compulsive" (kontrol edilemeyen) karıştırılmamalıdır. Biçimleri benzer, anlamları çok farklıdır.
- "Meticulous" genelde olumlu bir kelimedir, ama bazen biraz fazla titiz olmayı da ima edebilir.
Çalışma ipucu
Yeni bir kelime öğrenirken şu üçlüyü yaz: kelime + yaygın eşdizim + kendi örnek cümlen. Örneğin: mitigate → mitigate the impact of → The city planted trees to mitigate the impact of heat. Kelimeyi yalnız bırakma; yanındaki arkadaşlarıyla birlikte hatırla.
Bu konunun kelimeleri
| Kelime | Anlamı | Örnek cümle |
|---|---|---|
| mitigate · verb | Olumsuz bir şeyin etkisini veya ciddiyetini azaltmak, hafifletmek | The company introduced flexible hours to mitigate the effects of the longer commute. |
| undermine · verb | Bir şeyi yavaş yavaş, dolaylı yoldan zayıflatmak | Frequent changes to the schedule began to undermine the team's trust in their manager. |
| compelling · adjective | Çok ikna edici veya sürükleyici; ilgiyi ister istemez çeken | The researchers presented a compelling case for changing the way the data is collected. |
| meticulous · adjective | En küçük ayrıntıya bile büyük özen gösteren, titiz | Her meticulous preparation meant that nothing went wrong on the day of the event. |
| tangible · adjective | Somut, gerçek ve görülebilir; elle tutulur | After six months, the programme had produced tangible benefits for local families. |
Kendini dene
Önce kendin cevapla, sonra cevabı ve açıklamasını aç.
Which sentence best explains the meaning of: "The new rules will mitigate the risk of accidents."?
Cevabı göster
Cevap: A) The new rules will make the risk of accidents less serious.
Mitigate, olumsuz bir şeyin etkisini ya da ciddiyetini azaltmak demektir. Riski tamamen ortadan kaldırmak için eliminate kullanılır.
Rumours about job cuts began to ___ staff morale.
Cevabı göster
Cevap: C) undermine
Söylentiler morali yavaş yavaş zayıflatır; bu yüzden undermine doğrudur. Mitigate ise zararı azaltmak içindir, zarar vermek için değil.
The lawyer gave a ___ reason why the contract should be cancelled.
Cevabı göster
Cevap: B) compelling
Compelling reason, güçlü ve ikna edici bir neden demektir. Compulsory yalnızca zorunlu olan şeyler için kullanılır.
Wearing a helmet can ___ the risk of serious injury in a fall.
Cevabı göster
Cevap: mitigate / reduce / lessen / minimise / minimize / lower / limit / cut
Kask riski tamamen ortadan kaldırmaz, ama ciddiyetini azaltır. Bu anlamın resmî ve doğal eşdizimi mitigate the risk'tir; reduce, lessen, minimise gibi fiiller de doğrudur. Eliminate ise riski tamamen yok etmek anlamına gelir.